İstanbul İmam Hatip Yeni Binasında

2015 yılında yıkılarak yapımına tekrar başlanan İstanbul İmam Hatip Lisesinin, yeni ismiyle ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın katılımıyla açılışı yapıldı.

Aynı yerinde özgün bir mimari ile inşa edilen okulumuzun açılış töreninde; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da hazır bulundu.

Açılışta Sayın Cumhurbaşkanımız konuşma gerçekleştirdiler.

“HEYECANLI VE MUTLUYUM”

İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesinin yeni binasının şehre, ülkeye, millete ve öğrencilere hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Heyecanlıyım, heyecanlı olduğum kadar da mutluyum. Zira okuluma Fener’den buraya doğru tırmandığım günleri hatırlıyorum” diye konuştu.

Evlerinin bulunduğu Kasımpaşa’dan sandal ya da motorla Haliç’i geçerek okula geldiği günleri hatırladığını ve o günlerin çok meşakkatli geçtiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat Rabbime hamdolsun ki şu anda Mesut Bey ve bazı kardeşlerimizin de gayretleriyle gerek mimari noktada, gerekse bütün hassasiyetiyle İmam Hatip Liseleri içerisinde öyle zannediyorum ki taçlandırılmış bir eser ortaya çıktı” diye ekledi.

HAYIRSEVER KİŞİ VE KURULUŞLARA TEŞEKKÜR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar bize çok emek verdiler, bizi hiç yalnız koymadılar. Burada onlar zaman mefhumunu tanımadılar. Gece geç saatlere kadar burada yeni adıyla etüt, eski adıyla mütalaalarımızı yaptık. Ve sabah namazıyla birlikte hocalarımız bizimle birlikte mütalaalara geldiler ve biz yeni günün derslerine yine onlarla beraber hazırlandık. Ülkemizin eğitim-öğretim altyapısının bugünkü seviyesine gelmesinde hayırsever kişi ve kuruluşlarımızın çok büyük katkıları var” şeklinde konuştu.

“BÖYLESİNE KÖKLÜ BİR OKULUN MEZUNU OLMAKLA İFTİHAR EDİYORUM”

Eski adıyla İstanbul İmam Hatip Okulu, yeni adıyla İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin başlı başına bir ekol olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kurumsal olarak 66 yıllık, mevcut yerinde de 59 yıllık bir geçmişi olan böylesine köklü bir okulun mezunu ve mensubu olmakla iftihar ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okulun mezunları arasından siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından sivil toplum faaliyetlerine kadar her alanda çok önemli başarılara imza atmış isimlerin olduğunu hatırlattı ve şunları söyledi: “Demek ki burada insanları başarıya yönlendiren bir ruh, bir maya, bir iklim var. Buradan belediye başkanları yetişti, buradan milletvekilleri yetişti, buradan bakanlar yetişti, buradan başbakanlar yetişti, buradan cumhurbaşkanları yetişti. Fakat söylemek istemezdim, ama bilmeyenler vardır, onun için söylemem gerekir diye düşünüyorum. Bazı öğretmenlerimiz de bize şunu söylerlerdi: ‘Ölü yıkayıcısı mı olacaksınız, niye buralara geldiniz?’ Ölü yıkamayı dahi aşağılayanlar olmuştu. Hâlbuki ilk adım atıldığı zaman, ölüleri yıkayacak gassal denilen, bunu yetiştirmek üzere bu okulların kurulması var idi. Fakat gün ola harman ola, devran değişti. Ve değiştiği gibi de buralardan işte hamdolsun bizler yetiştik. Buradan ilim adamları da yetişti, nice akademisyenler, profesörler yetişti.”

“MİLLETİMİZ, TÜM KALBİYLE İMAM HATİP OKULLARINA SAHİP ÇIKTI”

28 Şubat döneminde imam hatip liselerinin Türkiye genelindeki öğrenci potansiyelinin 600 binden 60 bine düşürüldüğünü; ancak bugün bu okulların bir milyon 300 bin öğrencisi olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde uzun süre sadece çoğu da Batı ülkelerinin eğitim-öğretim sistemlerine göre kurulmuş olan az sayıdaki okulun marka değerinden söz edilir. Zamanla İstanbul İmam Hatip Okulu’nun da aralarında bulunduğu kimi eğitim-öğretim kurumları adeta dişleriyle, tırnaklarıyla kazıyarak çok farklı bir yere gelmişler ve kendi markalarını oluşturmuşlardır” dedi.

Lisenin, İstanbul’un tüm renklerinin içinde bulunduğu bir semtte faaliyet göstermesinin de ayrıca önemli olduğunu belirterek, “Dünyayı sadece kendi hayat biçimleri ve değer yargılarından ibaret sananlara ders verircesine 1951 yılından beri ilimle, irfanla, saygıyla, muhabbetle yoğrulmuş misyonunu devam ettiren bu okulun gönül dünyamdaki yeri ise bambaşkadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şöyle dedi: “Sürekli yol ayrımlarında tercihler yapmak zorunda kaldığımız ilk gençlik yıllarımızda imam hatipli olmanın verdiği şuur ve dirayetle hamdolsun hayatımıza sıratı müstakim üzere yön vermeye çalıştık. Milletimiz imam hatip okullarının işte bu özelliğini gördüğü, bildiği için tüm gücüyle, tüm kalbiyle onlara sahip çıktı.”

İMAM-HATİP MÜCADELESİ

“Milletimiz bırakınız Kur’an-ı Kerim eğitimini ve diğer dini bilgileri öğrenmeyi, cenazesinin ortada kalacağından korkmaya başlamıştı” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemde Allah rızasını her şeyin üzerinde tutan insanların ülkenin dört bir yanında yollara düşüp kapı-kapı dolaşarak halkı bu okulların inşasına ve ihyasına katkıda bulunmaya davet ettiklerini söyledi.

O kişilerin sırtlarında çimento torbası taşıyarak, demir bükerek, duvar örerek, boya-badana yaparak bilfiil imam hatip liselerinin inşaatlarında çalıştığını, işlerinden, evlerinden ayırdıkları tüm zamanı imam hatiplerin yaşatılmasına vakfettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kişilerden birinin de merhum Celaleddin Ökten olduğunu söyledi:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Okulumuza müdür olarak atandığında imkânlar öylesine kıtmış ki aynı zamanda çok iyi bir âlim olan Celaleddin Hocanın elinde süpürgeyle temizlik yapıp kürekle harç kardıktan sonra tahtanın başına geçip ders anlattığı olurmuş. Arapçayı, Farsçayı, Fransızcayı çok iyi bilen Hoca, imam hatip okullarında meslek derslerinin yanı sıra sosyolojiden felsefeye, fizikten kimyaya kadar diğer konuların da yer alması hususunda çok mücadele etmiştir. İşin ilginç yanı, Celaleddin Hoca sadece bu anlayışla değil aynı zamanda imam hatiplere Arapçanın ders olarak konmasına karşı çıkan, Kur’an-ı Kerim’in sadece Türkçe meal üzerinden öğretilmesini talep edenlerle de mücadele etmiştir. Sonuçta uzaktan bakıldığında en ele avuca sığmaz öğrencilerin okuduğu bir dönemde, yan evin bahçesinden okulun duvarlarına sarkan elma ağacından tek bir meyve koparmayacak ahlakta gençler yetiştiren bir okul ortaya çıkmıştır Vefa’da. Benzer mücadeleler daha sonraki yıllarda pek çok kişi tarafından verilmiş, kimi zaman sıkıntıya düşülmüşse de sonunda bugünkü noktaya gelinmiştir.”